İngilizce Türkçe Tıbbi Terimler Sözlüğü
Tıbbi Çeviri ve Medikal Tercüme
tıbbi çeviri
a
Tıbbi sözlük içinde İngilizce - Türkçe 4782 adet çeviri sonucu bulundu. 41 - 60 arasındaki sonuçlar:
Bk. vena cocillaris
Koltukaltına yerleştirilen termometre aracılığıyla ölçülen ısı; koltukaltı ısısı
Koltuk aralığı. Bk. axilla
tıbbi çeviri
Koltuk çukurunu içeren bölge; koltukaltı bölgesi
Bk. nervus axillaris
Yürümeyi sağlamak üzere baş kısmına koltukaltının dayandığı, tahtadan veya alüminyum alaşımından yapılmış araç; koltuk değneği
Bk. arteria cvcillaris
Koltukaltında oluşan apse; aksiller apse.
Koltukaltı ile ilgili; aksiller.
(L.): Kolun, gövde ile birleştiği kısmın altındakiçukurluk; koltuk; koltukaltı; koltuk çukuru; aksilla.
Vücut iskeletinin, kranyum ve yüz kemikleri, omurga, göğüs kemiği (sternum) ve kaburgalardan oluşan bölümü; aksiyel iskelet,
Bk. central illumination.
1- Vücut ekseni ile ilgili; aksiyel. 2- İkinci servikal omurla ilgili.
(G.): Sarı rengi ayıramama; sarı renk körlüğü; aksantopsi.
Bilinçli olma; herhangi bir şeyin farkındaolma; uyanıklık.
Bilinç kaybı olmaksızın gerçekleştirilen anestezi; uyanık anestezi
Bağ veya tendon’un kemiğe tutunma yerinde, küçük bir kemik parçasının bağ veya tendon tarafından zorlu çekiliş sonucu ana kemikten kopması ile belirgin kırık; kopma kırığı
Herhangi bir oluşumu, kökünden veya tabanından çekerek ayırma; bu şekilde koparma ya da çıkarma; avülsiyon.
(F.): Avortman. Bk. abortion.
1 – Herhangi bir şeyden uzak durma; kaçınma; sakınma. 2- Kişinin, kendisinde stres ve anksiyete yaratan etkenlerden kaçınmaya çalışması ile belirgin psikolojik savunma mekanizması,
1 2
3
4 5 6 7 .. 238 239 240
a
Tıbbi sözlük içinde Türkçe - İngilizce 2824 adet çeviri sonucu bulundu. 1 - 20 arasındaki sonuçlar:
tıbbi çeviri
Alm kemiği (frontal kemik)’nin supraorbital kenarının -zigomatik kemiğin frontal çıkıntısı ile eklem yapan- dışyan uzantısı; alm kemiğinin elmacık çıkıntısı; frontal kemiğin zigomatik çıkıntısı
Aorta abdominalis’in yan taraflarında bulunan kromafm hücrelerden oluşmuş küçük doku kitleleri; Zuckerkandl cisimcikleri (Daha ziyade fetal hayatta belirgindir),
Asalak olarak yaşayan hayvansal organizma; hayvansal parazit; zooparazit.
tıbbi çeviri
AİDS virüsü (HIV) taşıyanlarda ve AİDS tedavisinde ağızdan kapsül şeklinde kullanılan, timidin (thymidine) analoğu antiviral bir ilaç; zidovudin [Sonradan gelişen immün yetersizlik sendromu (AIDS)'nu tedavi etmeksizin, yavaş
Afrika’da yetişen “Corynanthe yohimbi” adlı ağacın kabuklanndan elde edilen, alfa2-adrenerjik reseptörleri bloke edici ve cinsel gücü artırıcı bir alkaloid; yohimbin.
Ağzın, geniş şekilde açılıp içine hava çekilmesini takiben dışarıya hava verilerek kapanışı ile belirgin refleks hareket; esneme (Genellikle can sıkıntısı, yorgunluk, uyuşukluk, uykusuzluk veya başka birisi¬nin esnemesini gör
Ağızdan ksiloz verilişini takiben idrara geçen miktarı belirleme amacıyla, gıdaya bağlı pentozüri tanısında uygulanan bir test; ksiloz konsantrasyon testi,
Amnion sıvısının azlığı veya amnion kesesinin erken açılması nedeniyle doğum sürecinde amnion sıvısının az oluşu ile belirgin doğum travayı; kuru doğum
Adet (menstruasyon) zamanında, uterus kanaması olmaksızın kasıklarda ağrı, göğüslerde dolgunluk vb. adete özgü belirtilerin oluşması; kseromeni.
Afrika’nın bazı bölgelerinde ve Brezilya’da veba etkeninin fareden insana geçişine aracılık eden Xenopsylla türü.
Afrika’nın bazı bölgelerinde ve Brezilya’da veba etkeninin fareden insana geçişine aracılık eden Xenopsylla türü.
Adet (menstruasyon)’e uyan zamanlarda uterus dışı herhangi bir organ veya vücut bölümünden kanama olması; vikaryöz menstruasyon; ksenomeni.
Anne babadan değişik özelliklere sahip yavru meydana gelmesi; yavrunun ait olduğu türden farklı olması; ksenogenez.
Afyondan çıkarılan bir alkaloid (C37H26N2O9), Opium alkaloidlerinden biri, Ksantalin.
ataxic writing, mirrow writing
aseptic wound, blowing wound, contused wound, entry wound, incised wound, infeeted wound, lacerated wound, nonpenetrating wound, open wound, penetrating wound, perforating wound, puncture wound, septic wound, suppurative woun
Anneden geçen prolaktin nedeniyle yeni doğan bebek memesinden, bazen ilk günler esnasında -az miktarda-gelen, süte benzer madde; sihirbaz sütü; büyücü sütü.
Aynı merkez çevresinde dairesel, oval ya da spiral seyir gösteren çizgisel epidermis kabartılan ile belirgin parmak izi örneği,
Antikoagülan ilavesi dışında yapısal bütünlüğü bozulmamış kan; içerdiği unsurlara ayrılmamış kan; bütün kan; tam kan.
Ak madde (beyaz cevher). Bk. white substance.
1 2 3 4 .. 140 141 142
tıbbi çeviri, tıbbi tercüme

Tıbbi Terim Linkler

Tıbbi Sözlük
Tıbbi Terimler Sözlüğü - Tıp Sözlüğü